19 Temmuz 2018
  • İstanbul25°C
  • Ankara20°C

ARGANAUTLAR’IN İZİNDE

Haldun DOMAÇ

03 Ekim 2016 Pazartesi 00:10

Mitolojik efsaneye uyarak, Tim Severin’in 1984 yılında “Argo” gemisiyle yaptığı seyahati gerçekleştirip, Giresun Adası’nda “Altın Post”u aramak bir macera olarak görülebilir.

Ancak Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası’nı ziyaret etmek için birden fazla neden saymak mümkün. 80’e yakın bitki çeşitliliği, Karabatak ve Martıların doğal üreme alanı olması, Ana Tanrıça Kybele’yi temsil eden Hamza taşı gibi.

Giresun’u anlatırken, “Fındığın başkenti, kirazın anavatı” söylemiyle sınırlı kalmak işte bu yüzden Giresun’a haksızlık olur düşüncesindeyim. Bırakın damakta buruk bir tat bırakmasını, buram buram kokusuyla insanı farklı bir lezzet dünyasına taşıyan 42 numara Tirebolu çayı da lezzet dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır Giresun’a gidenler için.. Ancak tüm bunların ötesinde turizmle parlayacak bir kent Giresun. Çünkü turizm için olması gereken tüm bileşenler Giresun’da bir arada yer alıyor. Giresun ve Tirebolu Kaleleri, Etnoğrafya Müzesi, ülkenin en büyük savunmalarından biri olan ve Ruslara karşı gerçekleşen Harşıt savunmasının izleri koruma altına alınan tarihi evleriyle, Giresun bir müze kent gibidir.

Yeşil ile mavinin buluşup, aşklarını koyun koyuna yaşadıkları doğal güzellikleri bulmak için de en uygun rotadır Giresun. El değememiş ve işlenmemiş doğal kıyı şeridiyle, yaz aylarında serinlemek isteyen deniz tutkunlarına kucak açan kent, kökünü tarihinden alan “Otçu Göçü” şenliğini her yıl yaz aylarında yaşatarak, engin dağların eteklerinde bulunan yaylalara davet eder yerli ve yabancı ziyaretçileri.

Kümbet yaylası başı çeker ama Kulakkaya, Bektaş, Erimez, Karaovacık ve sayısız yaylada yaz aylarında serinlemek mümkündür. Yaylalarda geçirilen birkaç gün veya hafta adeta bütün yılın birikiminin sağlanması yani detoks anlamına gelmektedir.

İnanç turizminde önemli merkezlerinden biri olmaya aday Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde bulunan Meryemana Kilisesi, kısa zamanda turizme kazandırılırken, inanç turizmi açısından bölgenin bir eksiğini tamamlamaktadır.

Giresun’un kültürü; farklı zenginlikleri bağrında barındırmasıyla da ünlüdür. Giresun Pontus etkisini harman yaparken, bunu mutfağına ve müziğine de eklemiştir. Tıpkı Ege’de olduğu gibi bitki yemekleri sofralarda önemli yer işgal eder.

Bazı Giresun türkülerini söz gelimi “Mican” dinlerken, ayağa kalkıp, bir zeybek oynamak gelir içinizden. Ve tabi bu kentin özelliği olan Türkmen geleneğinin bir parçası “Giresun Karşılaması” Karadeniz’in kıpırtıları gibi insanı kucaklayacak bir kültür birikimidir.

Sözün özü, doğa, kış ve yaz turizmi, inanç turizmi, tarih ile iç içe olan Giresun’a gelmek için “Altın Post” un izini sürmenize gerek yok. Giresun’u anlatmak için şu söz yeter sanırım; “Giresun, tez zamanda göresin”

Haldun DOMAÇ

haldundomac@gmail.com