19 Temmuz 2018
  • İstanbul25°C
  • Ankara20°C

İSTANBUL VE YEŞİL ALAN..!

Bayram İPŞİR

21 Ekim 2016 Cuma 19:37

Yaz bitmek üzere sonbahar ve ardından kış yakın. Ormanlar rengarenk, renk cümbüşü var. Kışlıklar hazırlandı. Bu sene ayva fazla kış çok çetin geçecek. Eskiler derler ya hani ondan. Yakında ağaçlar tamamen yapraklarını dökecek ilkbaharda yeniden doğmak, meyvelerini vermek üzere.

Bu senede tanıdıklarımızdan yakınlarımızdan insanlar göçtü, gitti... Beni hep böyle hüzünlü yapar bu dönemler ruh halimi etkiler yani. Bilmem neden! sanki bir gün batımı gibi… Asıl olan şey aslında tabiatın bence kendini yenilemesi, yeniden doğması ama insanın ruh halini etkiliyor.

Yaşadığımız yerlerde ve çalıştığımız ortamlarda ağaç ve doğa hayatı çok kısıtlı olduğundan   (Büyükşehirlerde ve kentin içlerinde yaşayan insanlar için) o rahatlatıcı duyguları ne kadar ve ne şiddetle yaşayabiliyoruz? Tabiattaki canlanmayı, yenilenmeyi farkında lığı ile yaşamadığımız göremediğimiz, koklayamadığımız için; duygularımız , aile ilişkilerimiz ve çevremizdeki insanların mutluluk, hüzün ve yaşam algıları nasıl etkileniyor ? Yani bizi Büyükşehir alışkanlıkları nasıl etkiliyor ve değiştiriyor.?

Çoğumuz küçük yerleşim yerlerinden ve köylerimizden iş, aş ve geleceğimiz için göç ettik! Belki döneceğiz belki bir kısmımız buralarda hayatımızı tamamlayacağız... Ama az da olsa tatil günlerimizde toprağa dokunmak toprak ile hasbihal etmek belki hepimizin bünyesini rahatlatacaktır.

Diye düşünüyorum..

Bunları neden yazdım? Psikolog değilim ve sadece yaşadıklarımdan deneyimlerimden bahisle böyle bir çıkarım yapıyorum. Aslında söylemek istediğim; İnşaat sektörü büyüdü, devlet de kentsel dönüşüme destek veriyor. Ama bence bu işte bir yanlışlık var! Binalar kentsel dönüşüm adı altında yıkılıyor ve yerine aynısının bir benzeri daha büyük ve daha az yeşili barındıracak şekilde yeniden yapılıyor. Kentsel dönüşümden anladığımız bu olmamalı.. Aynı yerde eskisine göre biraz daha büyük veya küçük bir daire alıyor ve hayatını kaldığı yerden bazen de daha kısıtlı bir şekilde yaşamaya devam ediyor.

Aslında proje yapanlar halkın sosyal yaşam ve sağlığına önem verse, kanunlar çıkarılırken belli bir arsa ve belli bir yeşil alan yapılsa hatta önümüzdeki 5-10 yıllık değil de 50-60 yıllık bir proje kapsamında bunlar devletinde desteği ile halka anlatılsa ne güzel olurdu.. Bu bilinç geleneğe taşınsa hem insanlarımızın psikolojisi düzelir hem de en az 50 yıllık bir proje hayata geçirilmiş olur.

Bunu başarabilen siyasi irade önümüzdeki dönemlere damgasını vurur. Bu çok zor bir iş! Nedeni ise maddi açıdan! Yer sahiplerinin ve inşaat firmalarının kentsel dönüşüm ile ilgili öyle hayalleri var ki…

Hayallere yaklaşmak için yer sahipleri ve inşaat firmaları bu bahsettiğim bütün bu hayat kalitesini artıracak hususların tamamını öncelik sırasından siliyor. Durum böyle olunca barınma ihtiyacı kısmen yerine getiriliyor. Fakat sosyal devlet yapısının gereği olan insanları mutlu edecek olan yeşil alan, spor tesisleri vb. hususlar atlanarak insanlar bu yönüyle eksik bırakılıyor. Hafta sonu ortak alanlarda sahillerde piknik yapan insanları oralara çeken de aslında bu eksiklik değil mi ? Bugünden park sorunu, dinlenmeye yer sorunu var mı ? Düşünün 10 yıl sonra 20 yıl sonra ne olacak? Bu yüzden çok zaman kaybetmeden mevcut yeşil alanları korumak, doğa dostu kentsel dönüşüm projeleri hazırlamak hatta teşvik edici ödüller koymak, halka ve proje insanlarına anlatmak gerekli.

Doğayla iç içe yaşamı korumak hepimizin görevi olmalı.

İnsanların hayat kalitesi arttıkça toplumun kalitesi de artacaktır. UNUTMAYALIM.

Kalın sağlıcakla,

Bayram İPŞİR

bayramipsir@arenaymm.com

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.