23 Mayıs 2018
  • İstanbul23°C
  • Ankara26°C

SİYASET MEYDANI HODBİN’E HODRİ MEYDAN

Tansu BAYRAKDAR

20 Ekim 2016 Perşembe 14:28

Daha öncede yazmıştım yetmiş yılda gördüklerime ve edindiğim intibalara dayanarak Siyaset ve Politikadan ne anladığımı, hatta elimdeki benim kadar yaşlı olmasa da zamane sözlüklerinin ağababası sayılacak Türk Dil Kurumunun 1969 yılı beşinci basımı “Türkçe Sözlük” de bu kelimelerin kökenini ve benim düşüncem doğrultusundaki anlamlarını. Hz. Ali’nin dediği gibi“bilgiyi anlamayacak adama verirseniz bilgiye yazık olur, anlayacak adama vermezseniz adama yazık olur”

Ben yinede bu riski göze alarak önüme kim gelirse ne biliyorsam paylaşmaya çalışırım ve inancım odur ki bilgisiz insan yoktur bir insanın bilgisi çok ya da az olabilir o az olan bilgisi içinde mutlaka benim bir bilmediğim vardır diye düşünürüm ve o bilgiyi ondan almaya çalışırım. Bununda tek yolu vardır bildiklerinizi onunla paylaşmak, böylece onun fikrini öğrenme şansını elde etmekle kalmaz aynı zamanda kendi bilgilerinize dayanarak edindiğiniz kanılarında doğruluğunu test etmiş olursunuz.

Doğrudur veya yanlıştır bu benim yöntemim ve bu yöntem bu güne kadar beni hiç yanıltmadı.

Politika sözcüğü dilimize Yunancadan girmiş birleşik bir kelimedir ve mecaz manası “Amacına ulaşmak için düşündüğünden başka türlü konuşarak ve davranarak işini yürütme” (1) Filozof Aistoteles bu konuda yazdığı eserinde hepside akla dayanan üç hükümet şekli belirtir: Krallık, Aristokrasi ve Demokrasi. (Teokrasi pek akla dayanmadığından kategoriye dâhil edilmemiş) Ancak bu meşru şekiller dahi bozularak Krallık istibdada, Aristokrasi oligarşiye ve ne yazık ki Demokrasi demagojiye (Lafebeliğine) dönüşür ve Aristoteles, eserinin sonunda eğitimin gerekliliği üstünde durur.

Filozof Sipinoza ise bitmemiş olan ve ölümünden sonra 1677’de Amsterdam’da yayınlanan eserinde Natüralizm üstüne bir hürriyet öğretisi kurmaya çalışır.

“Kendi başına ne kötülük, ne adalet, ne adaletsizlik söz konusu olabilir. Herkesin her şeye hakkı vardır ve hak ancak kuvvetle sınırlanır.

Bunun en tabi sonucu da savaştır. Hükümet kurmak, birtakım uzlaşmalara göre kanunlar yaparak adalet ile adaletsizliği tanımlamak ihtiyacı bundan doğar.”

tansu.jpg

Diyor.

Ancak Pascal’n şu sözünü da unutmamak gerekir “Güçsüz bir adalet aciz, adaletsiz bir güç ise zalimdir” Dilimize Arapçadan giren “Siyasa” kelimesi tam karşılığı olmamakla beraber Yunanca kökenli Politika kelimesinin yerine kullanılıyor ve kimilerine göre elimdeki dinozor olarak vasıflandırılan sözlük de karşılık olarak da hemen, hemen yukarda yazdıklarıma yakın ifade ediliyor.

Şimdi gelelim şu benim dinozor sözlükteki Arapçadan dilimize giren “Siyaset Meydanı” kelimesinin karşılığına, evet bu kelimenin tam karşılığı “Ölüm cezalarının uygulandığı yer” olarak verilmekte.

Ne kadar manidar değil mi? Sanırım bu tanımın kökleri 1789-1799 tarihleri ile 27 Temmuz 1830 tarihinde başlayan ve 1848-1870 tarihleri arası Fransa’sında devrim diye nitelenen daha sonra ihtilale dönüşen halk hareketlerinde ve meydanlarda kurulan giyotinlerde yatmakta.

Vatan gazetesi başyazarı Sn. Güngör MENGİ 14 Ağustos tarihinde köşesinde “Kendi ikbalinden daha değerli şeylerin varlığını kabul edebilen her aydın vatansever için feragatin erdem sayılacağı durumlar ortaya çıkabilir” diyerek vatanseverlerin ağzından çok isabetli bir görüşü dile getirmiş.

Ancak kanımca ikbal uğruna benden sonra tufan diyenlerin siyaset meydanından ne anladığını öğrenmek yarına kaldı.

Bekleyip göreceğiz.

“Elbet put olurlar öpülen eller etekler,

Elbet öpen oldukça olur öptürecekler”

Arif Nihad Asya

 

Tansu BAYRAKDAR

tanbayrakdar@gmail.com

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.